Bot çeşitleri;

Şişme botlar 3 ayrı tipte karşımıza çıkmaktadır;

a)"Full inflatable" (tamamen şişirilebilir) katlanabilir botlar:


"Zodiac"(Zodyak) ismi ile özdeşleşen botçulukta kaliteli bir modeldir. Zodyak bilindiği gibi bir Fransız bot markasıdır. Ama tabir (aynı rapaladaki gibi) dilimize bot tipi olarak yerleşmiştir. Zodiac, Remixon, Ryobi, Bombard, Quicksilver, Orca, Joker, Seamaster, Prostar, vs modelleri üreten markalardan ülkemizde bulunmaktadır. Markaları farklı olsa da hemen hemen tüm markalar Zodiac firmasınca patenti alınmış olan ve o yüzden "Zodiac malzemesi" olarak da bilinen Decitex-1100 maddesinden üretilmektedir.

Yeri gelmişken bu konuyu biraz açalım. Bot teknik özelliklerini incelediğinizde “1100 denye kalınlındadır” gibi bir ifadeyle karşılaşacaksınız. Bunun anlamı şudur;
Elyaf ve ipliğin fiziksel boyutlarının değişkenlik göstermesi ve kesin kes ölçülebilir olmaması nedeniyle iplik kalınlığının ya da numarasının belirlenebilmesi amacıyla bir birim türetilmesi gerekmiş, pratikte de bir elyafın, ipliğin ya da katlı ipliğin kütlesinin uzunluğa olan oranı kalınlık ölçüm birimi olarak kabul görmüştür. Artık uluslar arası bir iplik ölçme birimi haline gelmiş, özellikle “Birleşik Amerika” da kullanılan ölçme sistemidir. Sayısal olarak denye, 9000 metre ipliğin gram bazında ağırlığına eşittir. İpliğin denyesi ne kadar düşükse, iplik o kadar incedir yani hafiftir.
Kısaca birim uzunluğun ağırlığı da diyebiliriz. Aslında Tex ve Denye olarak iki ayrı katagoride adlandırılır.
Tex : İpliğin 1000 metresinin gram olarak ağırlığıdır.
Denye : İpliğin 9000 metresinin gram olarak ağırlığıdır.

Denye =gr/9000m

Botların iskeletini hava ile şişirilen tüpler oluşturmaktadır. Tüpler öne doğru keskin köşeli bir U yaparak birleşmekte ve botun burun kısmını ortaya çıkarmaktadır. Tüpler dışarıdan bakıldığında tek parça bir U gibi görünse de, botun modeline ve büyüklüğe bağlı olarak genellikle 2-5 hava odacığından oluşmaktadır. Bot teknik özelliklerini incelediğinizde örneğin “3+1 hava odalıdır” gibi bir ibare göreceksiniz. Bu şu demektir;
3 adet (ana tüp hava bölümü) + 1 adet (V omurga hava bölümü)


V omurga botunuzun kararlı bir hakimiyet ve yönlendirme sağlanabilmesi açısından önemlidir. Hatta bazı botlarda sert malzemeden yapılmış omurga seçeneği bulunmaktadır. Bu omurgalar şişirme sonrasında ya da öncesinde alttan takılabilmektedir. Bu nedenlerle bot seçimi yaparken, omurgalı modellerin seçilmesi özellikle yararlı olacaktır.

Arka tarafta ise, iki tüp arasında uzanan ve tüplere sapasağlam bir şekilde monte edilmiş olan, benzinli ya da akülü motorun bağlanabileceği, sert ve kalın ağaçtan yapılmış bir panel yer alır. Buna aynı zamanda aynalık veya ayna da denmektedir.


Buradaki önemli husus da şudur;

Piyasada kısa ve uzun tipte aynalı modeller mevcuttur. Eğer bu seçimi neye göre yapacağınızı bilmezseniz;

1)Satıcının elinde olan modeli alırsınız
2)Alacağınız motora göre seçilmesi gerektiğinden, motor aldığınızda sorun yaşayabilirsiniz. Bu ne demek? Şöyle ki; eğer uzun şaft motor alacaksanız aynanızın uzun tip olması gerekir. Eğer kısa şaft motor alacaksanız aynanızın kısa tip olması gerekir. İleride motor kısmında neden uzun şaft, neden kısa şafta dönmek üzere konuyu kapatalım.

Böyle bir bot alınırken dikkat edilecek en önemli husulardan biri de taban tipidir. Değişik markaların değişik isimlendirmeleri olmakla birlikte, genel olarak taban konusunda dört seçenekle karşılaşırsınız:

Izgara Taban: Bu tarz botlar, tüm şişme bot üreticileri tarafından sağlanan, fiyatça en ucuz ve ağırlıkça da en hafif modeldir. Botun asıl tabanı, hava tüpleri ve arka panel arasında gerili olan, gövdedekine göre genellikle daha kalın zodiac malzemesinden oluşmaktadır. Bu taban üzerinde ise yaklaşık 10 cm genişliğinde ve kenar tüpleri arasında uzanan, kick ağacından ızgara tahtalarının takıldığı cepler bulunmaktadır. Izgara tahtaları bot şişirilmeden önce bu ceplere takılmakta; bot şişirildiginde hem cepler tarafından hem de tüplerle taban arasında sıkışan uçlarından sabitlenmektedir.




Sert yekpare-Bütün Taban: Zodiac modellerinde "S Taban" diye adlandırılan, menteşeleri yardımıyla ve botun büyüklüğüne bağlı olarak bire ikiye yada üçe katlanabilen sert malzemeden üretilmiş taban tipidir. Izgara tabanlı botlarda olduğu gibi, sert taban malzemesi yine kenar tüpler şişirilmeden önce zodiac malzemesinden yapılmış olan asıl taban üzerine yerleştirilmekte ve daha sonra şişirilen tüpler tarafından sıkıştırılmaktadır. Ancak yeni model bazı sert tabanlı botlarda, sert tabanın montajı, tüplerle asıl tabanın birleşim yerine eklenen ray sistemleri yardımıyla daha güzel hale getirilmiştir. Ancak sert tabanlı bazı botların kurulması ve sökülmesi bir miktar daha uzun zaman aldığı için,üreticiler "eğer sezonda sadece bir kaç kez kuracaksanız tercih edin" uyarısında bulunabiliyorlar. Bu arada büyüklük arttıkça, kapalı haldeki hacmin de, taban nedeniyle hızla artmakta olduğunu da unutmamak gerekiyor

Katlanabilir-Bütün Taban: Piyasada bolca bulunmaktadır. İnce çıtaların yanyana ancak oynayabilir şekilde monte edilmesiyle oluşturulmuş taban tipidir. Bir başka deyişle, ızgara aralarının boş bırakılmadığı, yoğun bir ızgara taban olarak düşünülebilir. Böylece plaj hasırı gibi katlanabilen, ancak açıldığında sert bir yüzey haline gelen bir yapı yaratılmıştır. Bu seçenek ile geniş hacim sorunu yaşamadan sert tabanın avantajları sağlanmış; bir başka deyişle ızgara tabanla sert tabanın üstünlükleri birleştirilirken, sakıncaları yokedilmeye çalışılmıştır. İçinde ayakta durmanın gayet rahattır. Ancak sert-bütün taban rahatlığı yoktur. Rüzgara karşı giderken ise burnunu ızgaralıdan daha az, sert tabanlıdan bir miktar daha fazla kaldırdığı bilinmektedir. Bunlar da kendi içinde;
o Ahşap tabanlı botlar
o Alüminyum tabanlı botlar diye ikiye ayrılır.

Her ikisi de iç içe geçen 4 parçadan oluşur. Ahşap tabanlılar bildiğim kadarıyla kick ağacından üretilmiştir. PLYWOOD(AHŞAP) TABAN Kullanan arkadaşlarım var ve memnunlar. Ama deniz suyuna güvenemediğim için ben tercihimi alüminyumdan yana kullandım. Alüminyum taban son derece mükemmel bir tabandır. Sağlam, pas tutmaz, karada üzerinde zıplamadıkça biçimi bozulmaz. Suya karşı herhangi bir koruma gerektirmez.



b)"Semi rigid" (yarı sert) botlar:

İlk bakışta "full inflatable" tarzı botlara benzemekle birlikte, taban ve gövdenin bir kısmı sert/katlanamaz malzemeden yapılmıştır. Şişirilebilen tüpleri ise "full inflatable" botlarla birebir aynıdır. Bir başka deyişle, "full inflatable" bottaki taban ve arka panelinin yerini yekpare sert bir taban-gövde yapısı almıştır. Botun havası indirildiginde, tüpler tabanın üzerine yığılarak küpeştesi (kenarları ) olmayan bir sandala benzemektedir.

Şişirildiğinde ise tüpler taban ve gövdeyi kucaklamakta ve ortaya bot çıkmaktadır. Taban, aerodinamik olarak ideal bir teknenin gövdesi şeklinde üretildiğinden, su üzerindeki kararlılığı "full inflatable" botlara oranla çok daha iyi olmaktadır. Bu kararlılığın sonucu olarak, aynı büyüklükteki "full inflatable" modellere göre iki kat daha güçlü motorlar önerilmektedir.

Yarı sert botların en büyük sakıncası, yekpare gövde-taban yapısından kaynaklanan hacimdir. Bu nedenle de binek otomobillerle taşınması ne yazık ki zor bir hale gelmektedir. Bu nedenle de yarı sert botları ,"full inflatable" botların değil; fiber ya da polyester teknelerin daha hafif, daha taşınabilir seçeneği gibi değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Oldukça yüksek olan fiyatları, yarı sert botları olta balıkçıları için sadece bir hayal haline dönüştürmektedir.



c) Klasik şişme botlar:

Hemen her av bayisinde ve büyük mağazalarda önümüze çıkan, pek çoğumuzun da ilk bot tecrübesini yaşadığımız fiyatça uygun modellerdir. Gövde gibi yine hava ile şişirilen yumuşak taban ayağa kalkmayı imkansız hale getirmektedir. Genellikle 3-5 hava odacığından oluşmaktadır. Botun tamamı yumuşak malzemeden üretildiği için direkt olarak motor takılma şansı da yoktur. Ancak bazı modeller için, "motor mount" adı altında, askı ve uzatmalarla botun arkasına sabitlenen ve küçük motorların bota bağlanabilmesini sağlayan adaptör paneller de ayrıca satılmaktadır. Fakat yumuşak tabanlı olması ve su üzerindeki kararlılığının düşük olması nedeniyle motorlu kullanımdan uzak durulması tercih edilmelidir. Bu botların en büyük sakıncası zayıf tabanları ve delinme-yırtılma anında havasının hızla boşalması olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle güvenlik açısından tercih edilebilir değildirler. Kişisel olarak deniz veya göl kıyısında eğlence amacı ile kullanımı dışında balık avına uygun olduğunu düşünmüyorum.

Sonuç

Yukarıda bahsedilen konular ışığında bot seçimi konusunda kafanızda bir fikir oluştuğunu zannediyorum. Umarım artık bir bot kataloğuna baktığınızda neyi, neden, nasıllarıyla değerlendirebileceksinizdir. Burada her konuda olduğu gibi “amaca uygun” seçim yapılması gerekliliğini tekrar belirtmek isterim. Av hedefiniz nedir, kaç kişi ile ava çıkmayı planlıyorsunuz, av meralarınız ne kadar uzaklıkta vs.

Örnek vermem gerekirse bot özellikleri ve seçim sebepleri şöyle sıralanabilir:

1)Neden Bot? Çünkü sabit bir noktaya tekne koyma imkanım yok. Çeşitli bölgeleri ve avlakları denemek istiyorum. Av hedefim;birincil olarak sırtı avları, ikincil olarak kıyı şeridinde eriştelik bölgelerde çupra-levrek avı.

2)Neden 360 cm’lik bir bot ? İki kişi ile av yapmak. Daha fazla sayıda kişi olması av keyfini ve rahatı bozuyor. Ayrıca güvenlik açısından da daha iyi olduğuna düşünüyorum.

3)Neden Uzun aynalı? Çünkü uzun şaft motor kullanmak için.

4)Neden Katlanabilir alüminyum taban ? Çünkü sağlam, pas tutmaz, suya karşı herhangi bir koruma gerektirmez.

SAYGILARIMLA